Son yıllarda İstanbul, büyüme ve metropolleşme süreçleriyle dikkat çekse de, 2022 yılında şehri terk edenlerin sayısı oldukça çarpıcı rakamlara ulaştı. İstanbul'dan veda edenlerin sayısı geçen sene 369 bin 453 kişiye ulaştı. Bu durum, yalnızca şehirdeki ikamet edenlerin dinamiklerini değil, aynı zamanda eğitim ve istihdam gibi birçok sosyal süreci de derinden etkiliyor. Peki, İstanbul’dan ayrılan bu kalabalığın ardında ne gibi sebepler yatıyor? Şehirden gidenler ne tür zorluklarla karşılaşıyor? Eğitim sistemi bu değişimden nasıl etkileniyor?
İstanbul'dan ayrılanların önemli bir kısmı, yüksek yaşam maliyetleri ve çoklu sosyal sorunlar gibi olumsuz etkenlerden kaynaklanıyor. Kiraların fahiş oranlara çıkması ve hayat pahalılığı, şehirde kalmak isteyenler için büyük zorluklara neden oluyor. Ayrıca, kalabalık ve karmaşık ulaşım ağı, bazı vatandaşlar için işten eve dönüş süreçlerini uzatarak yaşam kalitesini düşürüyor. Bu faktörler, insanların alternatif şehirlere yerleşme kararını etkileyen en önemli etkenler arasında yer alıyor.
Bir diğer dikkat çekici sebep ise yurt dışına açılma arzusu. Son yıllarda Türkiye'deki bazı bireyler, Avrupa veya Kuzey Amerika gibi gelişmiş ülkelere göç etme isteğini daha öne çıkarıyor. Eğitim ve kariyer fırsatlarının, İstanbul'un sunduğundan daha fazla değer tanıdığına inanıyorlar. Bu nedenle, özellikle genç profesyoneller ve öğrenciler, İstanbul’u geride bırakıp yurtdışında yeni bir yaşam kurma hevesine kapılıyorlar.
İstanbul’un genç nüfusunun eğitim düzeyi, şehrin dinamiklerini ve genel ekonomisini de etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Nüfus kaybı, eğitim sektöründe de önemli değişimlere yol açtı. Okul kayıtları, İstanbul'da belirgin bir şekilde düştü. Öğrenci sayısındaki azalma, bazı okulların kapanması veya öğretmenlerin işten çıkarılması gibi sonuçlar doğurabiliyor. Bu durum, şehir genelinde mevcut olan eğitim kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Özellikle üniversiteler, öğrenci sayılarına doğru orantılı olarak bütçelerini düzenlemek zorunda kalıyorlar. Bu durum, kaynakların ve eğitim kalitesinin azalmasına yol açabilir. Ayrıca, İstanbul'dan ayrılan gençlerin getirdiği mali ve sosyal kayıplar, şehirdeki eğitim sisteminin geleceğini karamsar bir tabloya dönüştürüyor.
Ayrıca, şehirden ayrılan öğrenciler, başka şehirlerde yükseköğrenimlerine devam etmekte ve bu da İstanbul'un eğitim olanaklarından yararlanan bireylerin sayısının azalmasına neden oluyor. Bu durum, dolaylı olarak kültürel çeşitliliği de etkileyebilir ve İstanbul’un geçmişten gelen kültürel zenginliğini tehdit altına sokabilir.
Sonuç olarak, İstanbul'dan ayrılan 369 bin 453 kişi, yalnızca şehrin demografik yapısına etki etmekle kalmayıp, aynı zamanda eğitim ve istihdam alanlarında da derin yaralar açma potansiyeline sahip. Geçen yıl yapılan bu göç, İstanbul'un sosyal yapısını yeniden değerlendirme gereksinimini ortaya koyuyor. Şehrin dinamiklerini göz önünde bulundurarak, geleceğe yönelik sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesi kritik bir önem taşıyor.
Uzun vadede, İstanbul’un eğitim sisteminin gelişimi, şehrin hem bireyler hem de toplumsal dinamikler için yeniden çekici hale gelmesine yardımcı olabilir. Bu nedenle, gelecekteki yatırımların ve politikaların, bu toplumsal ve ekonomik kayıpları telafi etmeye yönelik olması gerekecektir. İstanbul, asıl kimliğini ve cazibesini geri kazanmak için geçmişteki hatalardan ders almalı ve daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsemelidir.